subscribe: Posts | Comments | Email

Bir dişe ağıt

0 comments

3-4 yıl önce kanal tedavisi yaptırdığım azı dişim geçenlerde tam ortasından kırılmıştı. Enine değil, boyuna kırıldı ve kırılan parça da kopmadı. Bildiğin böyle tam ortasından yarılmıştı. Bir yarısı sağlamken diğer yarısı dilimle bile yerinden oynatılabiliyordu.

Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde okuyan Yelloz kod adlı arkadaşımı aradım ve durumdan haberdar ettim. Bana “Bu çarşamba gel” dedi. Salı akşamından aradım “Yarın meşgulüm pazartesi gel” dedi. Pazar akşamı aradım “haftaya pazartesi gel” dedi. Bu pazartesi işte geçen hafta bahsettiği haftaya pazartesiydi.

*en son cümleyi anlayabilmesi için okuyucuya zaman tanır*

Pazar akşamı yine aradım yine “haftaya pazartesi gelebilir misin canım?” dedi. Ben de bir güzel kalayladım. Sonra ağlamaklı bir ses tonuyla “Bana ömrümde kimse böyle kombine küfretmemişti. Bu ağaran saçlarımın hesabını kimden sorayım şimdi ben? yarın öğlen birde gel bari” dedi. “Tamam” dedim. Pazartesi günü yola koyuldum öğlen 12 buçuktan itibaren aramaya başladım. Zira biliyorum ki Yelloz hiçbir zaman ilk aramada telefonu açmaz. Böyle 8-10 kere ararsınız sonra açar bi de fırçalar. Ama Allah’ı var bahaneleri her zaman makuldür. Nitekim saat 1 buçuk falandı sanırım. Yelloz aradı: “hastam var yarım saat sonra gelcem” dedi. Kulaklığının kablosunda temassızlık olan mp3 player’ımla itişe kakışa şarkı dinlemeye çabalamaya başladım. Mala bağlamışım. Hastane ortamı da sıcak zaten iyice mayışıp kalmışım. Sonra Yelloz geldi bir aceleyle sağa sola koşuşturmaya başladık. Beni bi o koltuğa oturttu bi bu koltuğa oturttu. (dişçi koltuğu bunlar) Bilmemne bölümünden bilmemne abisinin yanına gittik o da koltuğa oturttu ağzını aç dedi. Sonra aşağıya proteze bilmemne ablasının yanına gittik o ayaküstü bi baktı, bi şeyler dedi ben anlamadım tabii. Sonra tekrar üst kata çıktık, aynı koltuğa oturdum. Kararsız kaldılar aşağıdaki, protezdeki “abla”nın yanına bi daha gittik. Bu sefer koltuğa oturttular bi de o inceledi. Ha arada bi de film çektilerdi onu atlamışım. ona falan da baktılar işte ve şu kanıya vardılar: “Çekelim”.

Sonra tekrar yukarı çıktık, aynı koltuğa oturdum. Arkadaşım Yelloz o odundan bozma parmaklarıyla tuttuğu şırıngayı iç damağıma öyle bir sapladı ki damlayan kanı dilimde hissettim. Arkadaşım biraz daha tecrübesiz olduğundan Uğur Bey ona gözetmenlik ediyordu. Nasıl yapacağını ne gibi alet, malzeme kullanacağını hatırlatıyor ya da gösteriyordu. Arkadaşım Yelloz’a dişimi hafifçe döndürmesini, böylelikle köklerin yerlerinden oynamasını sağlamasını söyledi. Yellozcuum bana kıyamamış olsa gerek ki fazla bi şey yapamadı sonra Uğur Bey eline kerpeteni aldı, hafiften sallıyacaktı ki kanal tedavisi olduğundan kırılgan olan dişim elinde kalıverdi. Sonra Ameliyathaneye çıktık. Dişimin üstünü kesip kökleri teker teker çıkardılar. Bi tane kök aksilik etti. Onla baya uğraştılar. Arkadaşım Yelloz, Uğur Bey dişimi çekerken suction denilen bir zımbırtı vasıtasıyla ağzımda biriken kanı, salyayı falan çekmekle görevlendirildi. Lakin bir noktada işaret etmeme rağmen algılayamadı ve biraz kan yuttum. Ondan sonra midem bulanmaya başladı. Çekimin geri kalanı biraz zor geçti.

Leave a Reply

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes