<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fallik Çağrışımlar &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.fallik.com/category/genel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fallik.com</link>
	<description>Güncel ~ Mizah</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 May 2010 17:08:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Staj Raporu</title>
		<link>http://www.fallik.com/staj-raporu.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/staj-raporu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 17:07:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ders planı]]></category>
		<category><![CDATA[dönem ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik 1]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik 2]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik3]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[hacettepe staj]]></category>
		<category><![CDATA[staj raporu]]></category>
		<category><![CDATA[stajyer öğertmen]]></category>
		<category><![CDATA[ulubatlı hasan ilköğretim okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı&#8217;nda öğrenci olduğumu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Yarın &#8220;formasyon&#8220;un son sınavına girecem. Staj falan da bitti lakin bi raporu teslim etmesi kaldı. Bu yazım da staj raporu, onu hazırlarken yaşadığım güçlükler ve nasıl sonlandırdığım üzerine olacak (hoş, daha sonlandıramadım. uygulama öğretmenimi arıyorum bir haftadır raporlu imzası gerekli bazı dosyalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı&#8217;nda öğrenci olduğumu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Yarın &#8220;<a href="http://www.fallik.com/">formasyon</a>&#8220;un son sınavına girecem. Staj falan da bitti lakin bi raporu teslim etmesi kaldı. Bu yazım da staj raporu, onu hazırlarken yaşadığım güçlükler ve nasıl sonlandırdığım üzerine olacak (hoş, daha sonlandıramadım. uygulama öğretmenimi arıyorum bir haftadır raporlu imzası gerekli bazı dosyalar için)</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi&#8217;nde Eğitim Bilimleri Bölümünden Melek Demirel&#8217;in danışmanlığıyla mart başında staja başladık. Bizden 30 saat ders gözlemi, 5 saat ders anlatımı ve 5 saat de idari görevde bulunmamız istendi. Hemen gittim bi takım elbise yakışıklısından bir de kravat aldım. Takım elbiseyi lise üniformalarından bu yana giymemiştim. hele kravat amma da garip gelmişti ilk gün.<br />
Aynaya baktığımda da o liseli genç delikanlı yerine 25&#8242;ini görmeden 40&#8242;ına merdiven dayamış, alnı açık, orta yaş krizine girmek üzere bir yetişkin erkek görüyordum. 6-7 yılda ne kadar yaşlandığımı hissettim. ufaktan komplekse de girmedim değil.<br />
Velhasıl-ı kelam aldım elime &#8220;suitcase&#8221;imi (İngilizce öğretiyorum bak ayak üstü ^^) çıktım yola. Stajda ilk günümdü. evden çıkarken pek bişey hissetmedim ama okula yaklaştıkça adımlarımın sesiyle kalbimin çarpıntısının bir olduğunu fark etmeye başladım. Okula girdim. Kapıdaki görevli Müdür Bey&#8217;in yanına çıkmamı, onun bana gerekenleri tarif edeceğini söyledi. Çıktım, ders programını aldım. her iki ingilizce öğretmeniyle tanıştım. Onlardan da ne yapmam gerektiği doğrultusunda gerekli bilgiyi aldım. Gözlem yapmak üzere ilk dersime girdim.</p>
<p>Staj danışmanımız bir not <a href="http://www.fallik.com/">defteri</a> alıp öğretmenin derse nasıl başladığını derste neler oldugunu dakika dakika not etmemiz gerektiğini, bunların ileride rapor hazırlarken cok yardımcı olacagını tembihlemişti. ben de aldım elime not defterini ne var ne yok yazdım. </p>
<p><em>08:50&#8242;de hoca derse girdi öğrencileri selamladı masasına oturdu. 08:52 yoklama almaya başladı, 08:55 derse başladı&#8230;&#8230;.. 09:30 dersi bitirdi.</em></p>
<p>yazmaktan sıkılana kadar bi ki ders boyle not aldım. daha sonra 2 hafta kadar sonra falan da bu şekilde bikaç dersi gözlemlerken de not aldım. Melek Hanım&#8217;ın da dediği gibi harbiden de faydalıymış. bu ayrıntıyı ihmal etmeyin. Zira arkadaşlarınız internetten buldukları yarım yamalak bir belgeyi orasından burasından düzeltmeye calısarak sizin bu belgeyi toparlayıp sunmak için harcadığınız sürenin çok daha fazlasını harcayacaklar. hem de orijinal olmayacak. </p>
<p>Devam çizelgesi ve uygulama öğretmeninin denetleme formu haricinde 23 sayfalık bir rapor hazırladım. Danışmanıma kendi raporumu sunduktan sonra burada paylaşabilirim. şimdi 25 mayıs. haziran 15&#8242;te falan upload ederim siteye ihtiyacınız olursa bakıp değerlendirebilirsiniz.</p>
<p>Netekim 30 saat gözlem yaptıktan sonra araya vizelerimiz girdi. Uygulama öğretmenimle konuştum 2-3 hafta gelemeyeceğimi, ders anlatımını nisan sonuna yapmak istediğimi söyledim. o da fazla geç kalmamam gerektiğini, öğrencilerin SBS&#8217;ye girmek için erkenden rapor alıp okuldan ayrıldıklarını söyledi. son vize perşembeydi pazartesiye kadar derste ne anlatacağımı nasıl anlatacağımı düşündüm. Uygulama öğretmenimden kitapların fotokopilerini çektirmek için kitapları ödünç aldım derslere baktım PPT falan hazırladım. pazartesi oldu bismillah dedim aldım eime evrak çantasını gittim okula. harbiden heyecanlı hissediyodum. Pazartesi sabahıydı İstiklal Marşı okunuyodu. Zaten ne yapacağımı bilmiyodum hiçten sapıttım. Bi kenarda ben de hazırola geçip İstiklal Marşı&#8217;nı okuduktan sonra sınıfa geçti öğrenciler. Canan Hanım o gün nöbetçiymiş koridordaki herkes sınıfa girene kadar gelemeyeceğini söyledi. İzin aldım &#8220;haydi bismillah&#8221; dedim girdim sınıfa. <em>good morning children</em> falan filan derken kendimi tanıttım o derste ne işleyeceğimiz hakkında bilgi verdim. Hazırladıgım PPT sunumunu da açtım ufaktan anlatmaya başladım.<a href="http://www.fallik.com/"> PPT</a> imkanınız varsa mutlaka değerlendirin. dikkat ve motivasyon acısından öğrencilerin derse katılımını olumlu yönde etkiliyor. dersimi anlattım son 5 dakika kala öğrencilerle İngilizce olarak muhabbet etmeye çalıştım. Basit cümleler kurarak gayet güzel sohbet edilebiliniyor. Öğrenciler size ve kendilerine güvenmeye başlıyorlar. bunu hissedebiliyosunuz. sonra aynı sınıfta 2. derse girdim öğrenciler daha bi hevesliydi. Zaten işin eğlenceli kısmı da 2. dersteydi. Kitapta bi okuma parçası vardı önce ben okudum 2 kere onların ben okurken kitaplarını kapamalarını ve sadece beni dinlemelerini istedim. bazı kelimelerin nasıl okunduklarına dikkat etmelerini söyledim. bunları ingilizce ve vücut dili kullanarak söyledim türkçe kullanmadım. yanlış anlaşılmasın. sonra öğrenciler kitaptaki o diyalogu tahtada sırayla canlandırdılar. canlandırmak isteyen herkese izin vermeye çalıştım baktım ders süresi yetmeyecek son kez yapıyoruz dedim ve derse devam ettim. ders sonunda gelecek ders için ödev verdim son bikaç dakika yine muhabbet ettik ve ders bitti.<br />
Sonra 2 şerden 4 saat de 7. sınıfalara ders anlattım onlar da bu ders gibi geçti kaydadeğer bi farklılık yoktu.<br />
Çoğu arkadaşımın aksine benim sınıfımda disiplinsiz bi davranış yoktu. Canan Hanım sınıfta olmasa bile öğrenciler derse karşı ilgiliydiler. Dersi sabote etme çabası içersine girilmedi pek. Olay arkadaşça yaklaşabilmekte bitiyo bence. Ama benden önce bu sınıflarda derse giren bazı stajyer arkadaşlar sanırım kontrolü ellerinde pek tutamamışlar. öğrencilerin derslerin başlarındaki tutumları dersi sabote etmeye meyilli yöndeydi. Onlar gülmek istiyorlarsa siz de güldürerek başlayın derse ama bu kısa neşeli aktivitenin ardından derse geçeceğinizi ve dersi kaynatmaya yönelik davranışların tolere edilmeyeceğini hissettirmeniz gerek. </p>
<p>Staj yaptıgım sınıflarda açıkçası biraz otoriter davrandım. Öğretmen merkezli ders anlattım. ancak öğrencilerin genel ders ve öğrenme anlayışlarına göre biraz da bu gerekiyordu. çünkü 3-4 yıl boyuna ingilizce dersi görmüş bir öğrenciye siz tutup da 2 saatte size <a href="http://www.fallik.com/">öğretilen </a>metodlarla bir şey öğretemiyorsunuz. onlar otoriter bi öğretmene alışmış. kendilerine sus denmesini bekliyorlar. siz alışılagelmişin dışına çıkmaya calıstıgınızda sizin deneyimsiz biri oldugnuzu, saçma sapan şeylerle uğraştığınızı ima eden gülüşmeler kıkırdaşmalar hissedebiliyorsunuz. yani diyeceğim şu ki eğer dersinizi denelemeye bizzat staj danışmanınız gelecekse formasyonda öğrendiklerinize uygun davranmaya çalışın elbet. ama sınıfta öğrenci haricinde bir siz varsanız biraz dişinizi göstermeniz gerekiyor. ama bunu d azarlayarak değil. önce onların istedikleri gibi davranıp sonra onları güdüleyerek yapmalısınız.</p>
<p>amma da uzattım. sıkıldım yazmaktan. sonra görüşürüz gençler!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/staj-raporu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>09 05 2010 ALES</title>
		<link>http://www.fallik.com/09-05-2010-ales.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/09-05-2010-ales.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 11:47:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[09 05 2010 ales]]></category>
		<category><![CDATA[2010 ales cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[ales 2010]]></category>
		<category><![CDATA[ales çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[ales öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[ales taktikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ales tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Yeniden merhabalar.
uzun bir süreden sonra tekrar blogumda yazmaya karar verdim.
bugün Ales&#8216;e girdim. uzun paragrafları ve bir sürü soruyla alakasız gereksiz ekstra bilgiler içeren sorularıyla tam anlamıyla zamana karşı bir yarıştı bu sınav.
öyle sanıyorum ki matematikten biraz alt yapısı olan biri 50-60 soruyu gözü kapalı yapacaktır.
benim sınavım nasıl geçti?
öncelikle fena değildi demem gerek. türkçe bölümünde pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniden merhabalar.</p>
<p>uzun bir süreden sonra tekrar blogumda yazmaya karar verdim.</p>
<p>bugün <a href="http://www.fallik.com/">Ales</a>&#8216;e girdim. uzun paragrafları ve bir sürü soruyla alakasız gereksiz ekstra bilgiler içeren sorularıyla tam anlamıyla zamana karşı bir yarıştı bu sınav.</p>
<p>öyle sanıyorum ki matematikten biraz alt yapısı olan biri 50-60 soruyu gözü kapalı yapacaktır.</p>
<p>benim sınavım nasıl geçti?</p>
<p>öncelikle fena değildi demem gerek. türkçe bölümünde pek zorlanmadım. mantık soruları bayağı kafa karıştırıcıydı ve sanırım en fazla zamanı onlara harcadım.</p>
<p>sınavı anlatmaya başlamadan önce şuna değinmeliyim. sözel bölüm öğrencisiyim. kitapçıklar dağıtılıp eksik basılmış sayfa ya da çıkmayan soru var mı diye kontrol etmemizi istediklerinde her bölümün başında o bölümün sorularının hangi alandaki öğrencilere ne kadar katsayı vereceğine dair bilgiler yazıyodu. onlar dikkatimi çekti.</p>
<p>sözel öğrencileri için:</p>
<p>sayısal 1 0,2 katsayı,<br />
sayısal 2 0,1 katsayı<br />
sözel 0,7 katsayı veriyordu. </p>
<p>buna bakarak sayısal 1 e yogunlasmam gerektigini dusundum. oyle de yaptım.</p>
<p>sözel bölüm bittiğinde 1 saat 25 dakika kadar bir zamanım kaldı matematik için. (ki bu bence hiç de fena değil. hele ki ALES&#8217;e hiç çalışmayan biri olarak) bu süre içersinde sayısal 1 den 30 küsur, sayısal 2 den de 5-6 tane soru çözdüm. hepsi de &#8220;yapabilirim&#8221; dediğim sorulardı. üslü köklü sayılarla geometriyle hiç uğraşmadım. boşa zaman kaybı olacagını düşündüm. ki iyi de ettim çünkü bir sürü kek soruyla da karşılaşmış oldum böylece. velhasılı kelam sayısal bölümlerden de zaman yetiştirememe gibi bir sorunum olmadı. zira yapabileceklerim onlardı en fazla 1-2 tane daha çözebilirdim belki ama onların da yanlış olma ihtimali yuksek olurdu.</p>
<p>ALES&#8217;e gireceklere önerilerim şunlar:</p>
<p>biraz temel matematik görün. şıklardan gitmek, ya da bilinmeyenlere sayı atamak yerine, biraz temel matematik bilgisiyle 80-90 dakika gibi bir sürede benim yaptıgımdan cok daha fazla soru çok daha hızlı bir şekilde yapılabilirdi. bunu gözardı etmeyin. biraz sayılar&#8217;a bakın. çarpanlra ayırma falan. üslü sayılar hakkında da biraz bilginiz olsun.</p>
<p>sınavdan çıktıktan sonra eve gelip herhangi bir televizyonda soru çözümü yayınlanıyo mu diye yayın akışlarını inceledim. hiç bir televizyonda öss de ya da diğer sınavlarda olduğu gibi bi çözümleme programı yok. sorular yarın herhangi bir gazetede yayımlanır mı orasını da bilmiyorum açıkçası.</p>
<p>kabaca ales puanınızı hesaplamak için şurayı ziyaret edebilirsiniz: </p>
<p><a href="http://www.feyza.net/yeni-ALES-puan-hesaplama-hesabi-motoru-robotu-formulu.asp"></p>
<p>tekrar görüşmek üzere&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/09-05-2010-ales.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tokat 60</title>
		<link>http://www.fallik.com/tokat-60.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/tokat-60.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 19:35:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[iyi öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[kötü öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tokat 60]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğrencilerinin Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı derslerinden biri için hazırladıkları sunulardan biri.
(Bu arada Obsesik Kâzım ben oluyorum^^)
Hazır bakmışken iki üç reklama tıklayın da çorba parası çıksın^^.

amatör  &#8211;  tokat 60 &#124; izlesene.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğrencilerinin Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı derslerinden biri için hazırladıkları sunulardan biri.</p>
<p>(Bu arada Obsesik Kâzım ben oluyorum^^)</p>
<p>Hazır bakmışken iki üç reklama tıklayın da çorba parası çıksın^^.</p>
<p><object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1459443" /><embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1459443" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object>
<p><a href="http://www.izlesene.com/video/amator-amator-----tokat-60/1459443" target="_blank" title="amatör  -  tokat 60">amatör  &#8211;  tokat 60</a> | <a href="http://www.izlesene.com" target="_blank" title="izlesene">izlesene.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/tokat-60.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs İzlenimlerim</title>
		<link>http://www.fallik.com/kibris-izlenimlerim.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/kibris-izlenimlerim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 18:19:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara uçaktan]]></category>
		<category><![CDATA[girne gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs pahalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Eveeet&#8230;
Cuma gecesi gittiğim Girne&#8217;den bu sabah saat 9 civarı geri döndüm. Arkadaşım &#8220;Soğuk buralar, sıkı giyin de gel&#8221; demişti. Ben de içliğimi, atkımı, çift kat kıyafetleri giydim atladım uçağa. İndiğimde Ankara&#8217;nınkıyle uzaktan yakından alakası olmayan bir havayla karşılaşacağımı zaten biliyordum lakin; aralığın ortasında yeniden pastırma yazı yaşamak güzel bir duyguydu. Ara ara yağan yağmur insanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eveeet&#8230;</p>
<p>Cuma gecesi gittiğim Girne&#8217;den bu sabah saat 9 civarı geri döndüm. Arkadaşım &#8220;Soğuk buralar, sıkı giyin de gel&#8221; demişti. Ben de içliğimi, atkımı, çift kat kıyafetleri giydim atladım uçağa. İndiğimde Ankara&#8217;nınkıyle uzaktan yakından alakası olmayan bir havayla karşılaşacağımı zaten biliyordum lakin; aralığın ortasında yeniden pastırma yazı yaşamak güzel bir duyguydu. Ara ara yağan yağmur insanın huzurunu, gezme şevkini kırsa da biz pek aldırış etmedik genelde. Hoş, Girne dışında bir yere gitme fırsatımız da imkanımız da olmadı. Malum&#8230; Öğrenciyiz. Ama orada geçirdiğimiz zamanı dolu dolu yaşadığımıza inanıyorum. </p>
<p>Meşhur hellim peynirini tatma fırsatım oldu. Methettikleri kadar varmış. Kızarttıktan sonra üzerine zeytinyağı gezdirilmiş domatesle bir şahane gidiyor ki sormayın. yemek diye yersiniz valla. Ama biraz tuzlu, Tuz kesiyor adamı. Yoksa sermayeyi hellime yüklerdim acımadan.^^</p>
<p>Velhasılı Kıbrıs (gördüğüm kadarıyla) pahalı bir memleket. Cebinizi elinize götürdüğünüzde çıkaracağınız minimum miktar 5 TL. Demin bahsetmiştim ya domatesle hellim güzel gidiyor diye, yarım kilo domates ve 2 ekmek 6 liraya mâl olmuştu mesela. Çukurovaya falan da yakın halbuse. Lakin gümrüğüydü girdisiydi çıktısıydı derken iyi bi fiyat biniyor malzemeye.</p>
<p>Birbiriyle karşılaşan iki Kıbrıslı Türk Asilzadesi (asilzade diyorum zira İngiltere&#8217;ye gidip oralarda okumak, yada birkaç yıl vakit geçirmek çok önemliymiş onlar için) karşılaştıklarında &#8220;Hello, how do you do?&#8221; diye sesleniyorlar birbirlerine. İşin garip tarafı sonra Türkçe konuşmaya devam ediyorlar. Neden önce bi İngilizce giriş yapıyolar anlam veremedim doğrusu&#8230;</p>
<p>Konuşmaları çok komik. Servis beklediğimiz durağın arkasında bir halısaha vardı. Üç-beş genç toplanmış maç yapıyorlardı. Birbirlerine seslenişleri &#8220;Aaaamede veğr!&#8221; &#8220;Allah belağnı versiğn!&#8221; (e ler ince) baya bi gülmeme neden oldu. Hatta dilime de dolandı olur olmadık yerde bağırıyorum &#8220;Allah belağnı versiğn!&#8221; diye^^</p>
<p>Ha bir de uzun zamandır uçak yolculuğu yapmıyordum. Yeniden bunu tecrübe etmek de güzeldi. Giderken geceydi bir şey göremedim. Dönüşte de yolculuğun büyük bölümünde hava bulutluydu. Tuz Gölü üzerine geldiğimizde açıldı biraz oraları seyrettim. Ama uçağın Gölbaşı üzerinden Ankara&#8217;yı selamlarcasına bir inişi vardı ki&#8230; Hayatımda gördüğüm en güzel şehir manzaralarından biriydi. Önce Atakuleyi selamladık, sonra Kızılay Meydanı, Sıhhıye, okulum Dil Tarih&#8230; Üniversitede son senem olması. Ankara&#8217;yı da yakında büyük ihtimalle terk edeceğimi bilmem, daha da anlamlandırdı bu kısa gezintiyi. Yukardan bakınca binalardan çok anılarını görüyor insan. Buruk bi hüzün yumruk olup saplanıyor genzine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/kibris-izlenimlerim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni yıl</title>
		<link>http://www.fallik.com/yeni-yil.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/yeni-yil.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 01:20:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yıl başı]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Her yılbaşında aklıma ilkokul birinci sınıf kitaplarından birinde gördüğüm resim gelir. Resimde karlı ormanlık bir alan, sırtındaki kırmızı çantada 1992 yazan bir Noel Baba var, yerini sırtındaki kırmızı çantada 1993 yazan Noel Baba kıyafeti giymiş bir çocuğa bırakıyor. Ayna gibi nettir bu resim zihnimde. Hoş ben hala 1997&#8242;de ilkokul 5. sınıfta olaCAĞIMI hayal ediyorken bulurum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her yılbaşında aklıma ilkokul birinci sınıf kitaplarından birinde gördüğüm resim gelir. Resimde karlı ormanlık bir alan, sırtındaki kırmızı çantada 1992 yazan bir Noel Baba var, yerini sırtındaki kırmızı çantada 1993 yazan Noel Baba kıyafeti giymiş bir çocuğa bırakıyor. Ayna gibi nettir bu resim zihnimde. Hoş ben hala 1997&#8242;de ilkokul 5. sınıfta olaCAĞIMI hayal ediyorken bulurum bazen kendimi&#8230;</p>
<p>Yeni bir yıl, yeni bir yaş&#8230; Çeyrek asırlık insan olmanın getirdiği garip bir hüzün. Aldığım her nefesin beni biraz daha zehirlediğini bilmek&#8230; </p>
<p>İnsan büyüyor ama içindeki çocuk aynı kalıyor. Devler dünyasında kendi hayal gücünün elverdiğince her şeye inat yaşamaya çabalayan bir çocuğun varlığı insana mutlu olabilmeyi hatırlatıyor öyle değil mi?</p>
<p>Yeni bir yıl, yeni dilekler, milli piyango çekilişi, 10&#8242;dan geriye saymalar, sabaha kadar eğlenmeler, gelecek yılın geçen yıldan daha iyi olduğunu dilemeler vs. vs. Nitekim daha iyiye giden kayda değer pek bir şey olmuyor, aksine gelen gideni aratıyor. Üzgün yüzümüze mutluluk maskesi taktığımız günlerden sadece biri yılbaşı. Bir insan gerçekte ne kadar mutlu olabilir ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/yeni-yil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Twitter&#8217;da ahmethc</title>
		<link>http://www.fallik.com/twitterda-ahmethc.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/twitterda-ahmethc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 23:55:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet hakan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmethakan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmethc]]></category>
		<category><![CDATA[kolpa]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Twitter&#8217;da bu herife uyuz olan bir ben varım sanırım. Ne kadar itici, ne kadar tiksinç bir eleman. &#8220;Bokumda boncuk var&#8221; havaları çıldırtıyor. Fularıyla entelimtrak bir fotoğrafını koyuyor bir de. Kolpa olduğu her halinden belli. 
Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Gazete de okumuyorum. Haberleri internetten takip ediyorum. Köşe yazılarını okumuyor, dangalak tartışma programlarını çok sık seyretmiyorum. Pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Twitter&#8217;da bu herife uyuz olan bir ben varım sanırım. Ne kadar itici, ne kadar tiksinç bir eleman. &#8220;Bokumda boncuk var&#8221; havaları çıldırtıyor. Fularıyla entelimtrak bir fotoğrafını koyuyor bir de. Kolpa olduğu her halinden belli. </p>
<p>Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Gazete de okumuyorum. Haberleri internetten takip ediyorum. Köşe yazılarını okumuyor, dangalak tartışma programlarını çok sık seyretmiyorum. Pek de bir şey kaçırdığımı düşünmüyorum. Vizyonum genişledi daha geniş bir perspektiften bakar oldum bu sayede iyiden iyiye. Zira gündem değiştirmek için her türlü iğrençliği kullanabiliyor medya. Münevver Karabulut cinayeti, Süreyya Karabulut Faciası, Cem Gariboğlu kovalamacası&#8230; Ulan 10 Kasım&#8217;da protokol vardı meclis gündeminde be yau. Martta Münevver&#8217;in ölüm yıldönümünde de bir şeyler geçer meclisten. Neyse&#8230; </p>
<p>Google&#8217;da Ahmet Hakan diye arattığımda karşıma çıkan yazılardan çoğu insanın benim gibi kendisinden hazzetmediğini fark ettim. Ben Ahmet Hakan&#8217;ı detaylı bir şekilde tanımıyorum. Hangi televizyonda ne programlar yaptı ya da hangi gazetede ne yazılar yazdı bilmiyorum. Umursamıyorum da. Ancak; bir zamanlar Samanyolu Televizyonu&#8217;nda haber spikerliği yapıyordu sanırım. Bıyıkları dudaklarından içeri sarkıyordu yanılmıyorsam. Ne kadar iğrenç&#8230;</p>
<p>Geçen gün &#8220;sıkıldım ben burdan&#8221; diyip terk etti twitter&#8217;ı. Sıkılma sebebi de Ceyda Düvenci&#8217;nin &#8220;spordan geldim, bilmemne yapıciiim&#8221; iletisiydi. Ahmet Bey dayanamamış. Bardağı taşıran son damla olmuş <img src='http://www.fallik.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> :D  Sanki kendi yazdıkları çok farklı şeyler. Olmuyor Ahmet, olmuyor! Hiç zeki olamıyorsun! Twitter&#8217;da sanat ya da bilim ya da siyaset üzerine alevli tartışmalar mı bekliyorsun kuzum? Hani &#8220;dinime küfreden bari müslüman olsa&#8221; derler ya, işte tam o senin bunun yaptığın. </p>
<p>Hem madem insanların bu kadar bayağı şeyler paylaştığını düşünüyor ve bunu artık kaldıramadığını söylüyorsun, iki gün sonra neden tıpış tıpış geri geliyorsun bebeem?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/twitterda-ahmethc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ardıç Kuşu ve Ardıç Ağacı üzerine bir hikaye&#8230;</title>
		<link>http://www.fallik.com/ardis-kusu-ve-ardic-agaci-uzerine-bir-hikaye.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/ardis-kusu-ve-ardic-agaci-uzerine-bir-hikaye.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 05:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[ardıç]]></category>
		<category><![CDATA[ardıç kaşık]]></category>
		<category><![CDATA[çöplük]]></category>
		<category><![CDATA[kuşu]]></category>
		<category><![CDATA[şimşir kaşık]]></category>
		<category><![CDATA[tahta kaşık]]></category>
		<category><![CDATA[terk etti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217; da işim uzamıştı. İstanbul&#8217; a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem gerekiyordu. Öğle arasında Sıhhiye&#8217; deki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum. Kalabalıkta koşarak yazıhaneye ulaşmaya çabalarken çarpıştık o yaşlı adamla. Sendeledi; elindeki büyük sepette bulunan tahta kaşık, maşalar yola saçıldı. Sanırım o da belediye zabıtasından kaçıyordu. Kısa süren şaşkınlıktan sonra adamın kalkmasına, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217; da işim uzamıştı. İstanbul&#8217; a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem gerekiyordu. Öğle arasında Sıhhiye&#8217; deki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum. Kalabalıkta koşarak yazıhaneye ulaşmaya çabalarken çarpıştık o yaşlı adamla. Sendeledi; elindeki büyük sepette bulunan tahta kaşık, maşalar yola saçıldı. Sanırım o da belediye zabıtasından kaçıyordu. Kısa süren şaşkınlıktan sonra adamın kalkmasına, yola saçılanları toplamaya yardımcı oldum. Heyecanlanmış, rengi solmuş, nefes nefese kalmıştı. Sakinleşmesi için koluna girip yol kenarındaki banka oturmasını sağladım. Savrulan kaşık ve maşaları toplayıp ben de yanına oturdum. Sepetten dağılanları yerine dizip bir yandan da &#8221; bırakmıyor şu belediye zabıtaları üç kuruş para kazanalım. Eve katkımız olsun &#8221; diyerek söyleniyordu.<br />
Tahta kaşıkları dizmesine yardım etmeye çabalarken &#8221; Dur hele, şimşir ve ardıç olanları diğerlerine karıştırma &#8221; diyerek engeloldu.<br />
— Hepsi tahta kaşık işte, ne fark eder?<br />
— Olur mu beyim? Şimşir ve ardıç ile ıhlamur, gürgen bir olur mu?<br />
— Bilmem. Görsem ağaçlarını bile tanımam herhalde. Ne fark var aralarında?<br />
Eline aldığı kaşıklardan birinin sırtını parmaklarıyla okşayarak bana doğru uzattı:<br />
- Ardıç, şimşir sert ağaçtır. Kolay bırakmaz kendini,işleyesin. Zordur ardıçtan kaşık çıkarmak. Ama evlâdiyeliktir. Senelerce kullanırsın. Ihlamur gürgen ise yumuşaktır. Kolay işlersin ama çabuk yumuşar, dayanmaz. Daha sonra Sivas&#8217; in Hafik ilçesinde çiftçilik yaptığını, sağlık sorunları nedeniyle kızının yanına Ankara&#8217; ya yerleştiğini, evin geçimine katkısı olsun diye kaşık ve maşa yapıp işportada sattığını anlattı. Özellikle ardıç ağacının zor bulunduğundan yakındı.<br />
Elindeki maşayı eliyle okşayarak &#8221; Ardıç kuşu ağacını terk etti. Bir araya gelmeleri çok zor, artık &#8221; dedi. Anlamamış gözlerle bakmış olacağım ki açıklama yapma ihtiyacı duydu:<br />
<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=10,0,0,0" width="88" height="31"><param name="movie" value="http://srv4.ortakhedef.com/354-403/f.swf?clickTAG=http%3A%2F%2Fsrv5.ortakhedef.com%2F354-403/&#038;ohtar0=_blank"><param name="quality" value="high"><embed src="http://srv4.ortakhedef.com/354-403/f.swf?clickTAG=http%3A%2F%2Fsrv5.ortakhedef.com%2F354-403/&#038;ohtar0=_blank" quality=high width="88" height="31" type="application/x-shockwave-flash" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"></embed></object><br />
-Beyim, ardıç kuşunu bilmez çoğumuz. Bilenler de unuttu, gitti. Ardıç ağacı yabanidir. Öyle tohumundan üretemezsin, çeliklemeyle de olmaz. Ağacın üremesi meyvelerinin ardıç kuşu tarafından yenilip pisliği ile atılmasına bağlı. Ağacın tohumu ancak o zaman filizlenebilir hale gelir. — Yani bu kuş olmazsa ardıç ağacı üreyemiyor, öyle mi?</p>
<p>- Evet, aynen öyle. Bunlar biri birine mahkûm sevdalılardı.</p>
<p>—Peki, sonra ne oldu, kuşlar mı azaldı?</p>
<p>—Kuşlar azalmadı, hatta çoğaldılar bile. Ama şehirler büyüdükçe çöplükleri de büyüdü. Kuşlar ardıcın meyvelerini yemektense çöplükten beslenmenin daha kolay olduğunu keşfettiler. Ardıç kuşu ağacını unuttu. Şimdi kentlerin kasabaların çöplüklerinde yaşıyorlar. Ardıç ağaçları ise kayboluyor gözümüzün önünden.</p>
<p>Elindeki kaşığı, diğerlerinin arasına yerleştirdi. Sepetine tekrar göz atıp çıkardığı maşayı bana doğru uzattı:</p>
<p>- Bak bu ardıç. Çürümez, nemlenmez. Eskiden ölüleri gömdükten sonra mezarlara konulurdu. Çürümediği için mezar çökmezdi. Son yolculukta arkadaştı, insanlara. Şimdi kıymete bindi. Mezarlarda yumuşak ağaçları kullanıyorlar.</p>
<p>— Olsun, aynı işi gördükten sonra varsın dayanıksız olsun.</p>
<p>— Şehirliler de hep senin gibi konuşuyor beyim. Herkes ardıç kuşu gibi zahmet çekmektense çöplükten kolay geçinmenin, kolay yaşamanın yolunu arıyor.<br />
Ardına bakmıyor. Çocuklarım bile kasabada yanımda kalmaktansa ardıç kuşu gibi şehirde daha kolay yaşandığını görüp uçup gittiler. Sorsan hallerinden çok memnunlar. Ama geride bıraktıklarını bilmiyor,görmüyorlar.</p>
<p>— Sonunda sen de gelmişsin işte şehre! Buradan medet umuyorsun.</p>
<p>— Ama ben ardımda kalanların farkındayım. Şehirde emeğin hiç değeri yok. Her şey bol, kolay ve ucuz. Biraz paran olsun emek vermeden yaşayıp, geçip gitmek mümkün bu şehirde.</p>
<p>— Ne var bunda, şehirler hep böyle?</p>
<p>Sustu bir süre. Kafasını sağa sola sallayıp kendi kendinesöylendi:</p>
<p>- Sevgi yok beyim. Şehirde sevgi yok! İnsan emeğini sever. Ben bu kaşıkları tek tek elimde yapıyorum. Beğeninceye kadar uğraşıyorum. Kızımın evine katkım olsun diye satıyorum ve bu beni mutlu ediyor. Elimin emeğinin beğenilip bir yerlerde kullanıldığını bilmek hoşuma gidiyor. Şehir insanı ise emek vermediği için sevmesini de bilmiyor. Ardıç kuşu gibi yaşıyor, semiriyor, ürüyor ama geride kalan ardıç ağacının çektiği acıyı bilmiyor, görmüyor. Görse bile anlamıyor.</p>
<p>Bir süre daha konuşmadan oturduk o bankta. Ardıç ağacından yapılmış bir çift kaşık satın almak istedim. Sepetine göz atıp seçtiği kaşıkları gazete kâğıdına sarıp uzattı. Söylediği fiyattan fazla para vermek istedim; ederinden fazlasını almadı. Sepetin ipini omzuna atıp, kucakladı. Helâlleştik. Sıhhiyeye doğru ağır adımlarla yürüyerek şehrin kalabalığında gözden kayboldu.</p>
<p><a href="http://ikikelam.blogspot.com/search/label/Al%C4%B1nt%C4%B1-%20Dr.%20Mehmet%20UHR%C4%B0">Dr. Mehmet UHRİ</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/ardis-kusu-ve-ardic-agaci-uzerine-bir-hikaye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dul olduğunu öğrenince&#8230;</title>
		<link>http://www.fallik.com/dul-oldugunu-ogrenince.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/dul-oldugunu-ogrenince.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 01:01:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bıçak dayadı]]></category>
		<category><![CDATA[dul]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenince]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[Bir haber, artık görmeye alıştığımız ve gün geçtikçe duyarsızlaştığımız türden.
Milliyet Haber
19 yaşındaki genç çalıştığı iş yerinde mesai bitimi başının ağrıdığını belirterek ofiste kalıyor, aynı gün mesaiye kalan kadın iş arkadaşının tuvalete gitmesini fırsat bilip kapıları kilitliyor. İş arkadaşına cinsel ilişki teklifinde bulunup reddedilincede kadının boğazına bıçak dayayarak tecavüz etmeye kalkışıyor. Kadın direniyor, sesler üzerine binadakiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir haber, artık görmeye alıştığımız ve gün geçtikçe duyarsızlaştığımız türden.</p>
<p><a href=" http://www.milliyet.com.tr/GaleriHaber.aspx?aType=GaleriHaber&amp;KategoriID=15&amp;ArticleID=1160328&amp;PAGE=1&amp;Date=14.11.2009&amp;b=Haber Turu" target="_blank">Milliyet Haber</a></p>
<p>19 yaşındaki genç çalıştığı iş yerinde mesai bitimi başının ağrıdığını belirterek ofiste kalıyor, aynı gün mesaiye kalan kadın iş arkadaşının tuvalete gitmesini fırsat bilip kapıları kilitliyor. İş arkadaşına cinsel ilişki teklifinde bulunup reddedilincede kadının boğazına bıçak dayayarak tecavüz etmeye kalkışıyor. Kadın direniyor, sesler üzerine binadakiler polise haber veriyor. Kadın tecavüzden kurtuluyor, genç suçlamaları kabul ediyor. Haberin en dikkat çekici noktası ise gencin ifadesinde; &#8220;2 ay sonra askere gidecektim. Dul olduğunu öğrenince kendisiyle birlikte olabileceğimi düşündüm. Reddedince ise bıçağı boğazına dayadım&#8221;</p>
<p>&#8220;Dul olduğunu öğrenince kendisiyle birlikte olabileceğimi düşündüm&#8221; cümlesine dikkat lütfen. Öyle çok şey anlatıyor ki bu cümle, altında öyle derin anlamlar yatıyor ki. Yıllardır beynimize işlenen onlarca şey. Kadının dul olması her isteyenle birlikte olabileceği anlamına geliyor, nasıl olsa artık bakire değil ya, ha birde bir kere birlikte olmaya başlamış artık boşta kalamaz ya. Henüz 19 yaşında olan bu gencin beynini dul bir kadının bakire olmayan yani her an ve herkesle sekse açık olan kadın anlamına geldiğini işleyenler bu yaşanandan dolayı üzülüyorlar mı yoksa dul olan kadına tecavüzü reva görüp helal olsun mu diyorlar o gence?</p>
<p>Hem zaten benim güzel ülkemde eşinden ayrılan erkek &#8220;boşanmış&#8221; olurken, kadına kocaman ve ağır bir etiket olarak yapışıyor &#8220;dul&#8221; ifadesi.</p>
<p>Ve işte bütün bu nedenlerle ve çok daha fazlası ile;</p>
<p>&#8220;Dul olduğunu öğrenince kendisiyle birlikte olabileceğimi düşündüm&#8221;</p>
<p>Çok şey anlatıyor bu cümle&#8230; Anlayana&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/dul-oldugunu-ogrenince.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demokratik Açılım ve Sadabat Paktı</title>
		<link>http://www.fallik.com/demokratik-acilim-ve-sadabat-pakti.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/demokratik-acilim-ve-sadabat-pakti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 07:50:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik açılım]]></category>
		<category><![CDATA[fransız devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[iran devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[sadabat paktı]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç ne olacak belli]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Sadabat Paktı
Evet, sevgili arkadaşlar. Gündemin en önemli konusu (Behlül&#8217;ün Bihter&#8217;i hangi pozisyonda becerdiğinden sonra) Demokratik Açılım Paketi (tam anlamıyla ne içerdiği halen belirtilmemiş olsa da) mecliste tartışıldı. Bunun 10 Kasım&#8217;a tekabül gelmesi konusunda bir çok kişi rahatsızlık duydu elbet. &#8220;Günler sepete mi girdi kardeşim? 10 Kasım günü Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ü layıkıyla anmak varken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sadabat_Pakt%C4%B1">Sadabat Paktı</a></p>
<p>Evet, sevgili arkadaşlar. Gündemin en önemli konusu (Behlül&#8217;ün Bihter&#8217;i hangi pozisyonda becerdiğinden sonra) Demokratik Açılım Paketi (tam anlamıyla ne içerdiği halen belirtilmemiş olsa da) mecliste tartışıldı. Bunun 10 Kasım&#8217;a tekabül gelmesi konusunda bir çok kişi rahatsızlık duydu elbet. &#8220;Günler sepete mi girdi kardeşim? 10 Kasım günü Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ü layıkıyla anmak varken neden gündeme bu kadar önemli bir konuyu taşıyorsunuz? Atatürk&#8217;e gareziniz mi var?&#8221; diyenler oldu paylaşım sitelerinde.</p>
<p>Demokratik Açılım Paketi&#8217;nin mecliste <strong><em>açılması</em></strong>nın Atatürk&#8217;ün öldüğü gün olan 10 Kasım&#8217;da gerçekleşmesi, tarihi günlerin birbiriyle <strong><em>rastlantısal</em></strong> olarak çakışması gerçeğiyle beni bir kez daha yüzleştirdi. Belki sadece rastlantısaldır ama Cumhuriyet&#8217;in ilan edildiği gün olan 29 Ekim&#8217;in aynı zamanda Osmanlı Devleti&#8217;nin 1. Dünya Savaşı&#8217;na resmen katıldığı tarih olduğunu hatırlamama neden oldu. <strong>Sonu getiren bir başlangıcın yeni düzenin başlangıç tarihiyle aynı olması&#8230;</strong></p>
<p>Gelelim Demokratik Açılım, Kürt Açılımı, Kürt Sorunu muhabbetine (hangisini kullanıyorsunuz bilmiyorum.) İlk olarak benim merak ettiğim şey bu insanların tam olarak neden rahatsız oldukları, neden silahlanarak dağa çıktıkları ve tam olarak ne istedikleri. İnternette bu konularda okuduklarım tamamen taraflı, nerden başlarsa başlasın sonu sosyalizm, komunizm, marksizm&#8217;le felan biten makaleler oldu (ki gençliğin zihni hala bunlarla meşgul ediliyor). Bu yazıların içinde ta Fransız Devrimi zamanlarına kadar karşılıklı sürtüşmeler, atışmalar, rahatsızlıklar, bir kan davası güdüldüğünü fark ettim. Ve aradığım sorunun cevabına gösterge olarak her makalede bu 200 küsur yıllık zaman dilimi içinde gerçekleşen değişik olayların başgösterdiğini fark ettim. Herkes bir yerden başlamış kin gütmeye &#8220;şöyle olduğu için böyle düşünüyorum&#8221; demeye ama ilk kaynak tam olarak ne onu ben de bilmiyorum. </p>
<p>19. YY&#8217;ın başları ya da 1800&#8242;ler demedim onun yerine Fransız Devrimi dedim zira bu devrim dünya çapında milletlerin uyanışının bir sembolü haline gelmiştir. Özgürlük, bağımsızlık, eşitlik, milliyetçilik kavramlarının vücut bulduğu ilk örnek, mevcut yapıya karşıt girişimlerin ilki olmasa da dünya tarihi incelendiğinde en çok ses getirenidir.</p>
<p>Bu devrimi kısaca özetlemek gerekirse milliyetçilik düşüncesi, bağımsızlık duygularının güçlenmesine sebep olmuş, dalga dalga bütün dünyaya yayılarak büyük imparatorlukların yıkılıp, milli devletlerin kurulmasına sebep olmuştur. Zamanla Ulusalcılık Liberalizm&#8217;den daha fazla ön plana çıkmaya başlamış. Ulusal devletlerin hammadde kaynakları ve üretim mallarına pazar bulmak için yaptıkları mücadele, sömürgecilik ve emperyalizm adı altında 19. yy&#8217;ın 20. yy&#8217;a bırakılan kötü bir mirastan öte gidememiş. Fransız Devrimi aslında bir bakıma sonuçlanmıştır. Milliyetçilik, eşitlik, özgürlük zamanla yerini ulusalcılığa bırakmış ve ulusalcılık da pazar arama yarışıyla sonuçlanmış ve bu yarış 20. YY&#8217;a iki büyük dünya savaşına neden olmuş ancak hala bitmemiştir. Fransız Devrimi 2. Dünya savaşından sonra onu tecrübe edenlerden güçlü olanın güçsüzü yönetmesi adına kullandığı duygusal bir silah özeliiğini kazanmıştır. İnsanlara eşit olmadıkları, bağımsızlıklarını kazanmaları gerektiği söylenmekte, bulundukları toprağa hakim devletlere karşı ayaklanmaları öğütlenmekte ve bu konuda yapılan her girişim muazzam derecede desteklenmektedir. Dolayısıyla güçsüz kendi içişleriyle meşgul edilirken güçlü de gücüne güç katmaya devam etmektedir.</p>
<p>Bu davranış güçlülerin sadece Türkiye&#8217;ye karşı uyguladığı bir şey değildir. Ben 23 yıllık kısa hayatımda Balkanlarda zilyon tane devletin kurulup zilyon tanesinin yıkıldığına şahit oldum. Bana göre kürt sorunu, demokratik açılım ya da kürt açılımının şu an bizi bu kadar meşgul etmesinin ana sebebi de dünyada bu kadar millet ayaklanarak özgürlüğünü ilan etmişken Anadolu&#8217;nun doğusunda yaşayan kürt halkının da bu süreçte yerini alma girişiminden öte bir şey değildir. Bana göre asıl sebep PKK&#8217;nın 25 yılda 30000 şehit vermemize neden olması  falan değil. Bu sadece halkın tepkisini çekmeye, duygularıyla oynamaya gündem yaratmaya yönelik bir davranıştır.</p>
<p>Burda bir dur diyip Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin 1. Dünya Savaşı&#8217;na nasıl katıldığı hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ülkenin savaşa girip girmemesini konu alan bir referandum yapılır ve halkın büyük çoğunluğundan buna evet demez. Daha sonra iki ticaret gemisi göz göre göre Alman sularına gönderilir. Dolayısıyla denizaltılar bu gemileri batırır ve bu olaydan sonra Amerika&#8217;da savaşa katılmak için 1 milyondan fazla <strong>gönüllü</strong> gidip savaşmak üzere kendi adını listeye yazdırır. İki ticaret gemisi bazıları için değiştirecekleri gündemden daha önemli değildir. İki ticaret gemisi Amerika halkının duygularıyla oynanmasına sebep olmuştur. Bazıları için Türk ve Kürt Halkları arasında sürtüşmeye neden herhangi bir konunun önemi yoktur. Bazıları için PKK yüzünden şehit düşen 30 bin Türk askerin, bilmem kaç bin Iraklı&#8217;nın, bilmem kaç bin İranlı askerin de bir önemi yoktur. Bazıları için PKK&#8217;nın ne kadar zaiyat verdiğinin de bir önemi yoktur. Bazıları için önemli olan karşılıklı iki tarafın duygularıyla oynayabilmektir.</p>
<p>Türkiye, Irak ve İran insanlarından bahsediyorum. Zira eğer Kürtler bir mesele ise bu ülkelerin ortak coğrafyasının meselesidir. Sadece Türkiye&#8217;nin bir meselesi değildir.</p>
<p>&#8220;<strong>Sonu getiren bir başlangıcın yeni düzenin başlangıç tarihiyle aynı olması</strong>&#8221; dedim yukarda. Ve vikipedi&#8217;den Sadabat Paktı ile ilgili bir link verdim:</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sadabat_Pakt%C4%B1">Sadabat Paktı</a></p>
<p>Vikipedi&#8217;de şöyle yazıyor:</p>
<p>&#8220;<br />
<blockquote>Sadabat Paktı; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937&#8242;de Tahran&#8217;da Sadabad Sarayı&#8217;nda imzalanan dörtlü saldırmazlık paktı.</p>
<p>Paktın Sebepleri:</p>
<p>Sınır sorunlarının kalıcı şekilde çözülmesi: Pakta üye devletlerin tümünün İran&#8217;la sınır sorunu bulunmaktaydı. Ayrıca bu sınır sorunları nedeniyle özellikle Türkiye-Irak-İran üçgeninde <strong>Kürt aşiretleri sınır tanımayan isyanlar yapmaktaydı</strong>. BU PAKTIN İMZALANMASININ EN ÖNEMLİ NEDENİDİR.</p>
<p>Ülkelerin bağımsızlıklarını vurgulama istekleri: Sömürge ve yarı sömürge dönemlerinden kısa süre önce kurtulabilen bu devletlerin bağımsızlıklarının vurgulanması son derece önemliydi. İlk defa bu amaçla, 2 Ekim 1935&#8242;te Cenevre&#8217;de Türkiye, İran ve Afganistan arasında üçlü bir Antlaşma parafe edildi. Buna daha sonraları Irak da katıldı. Daha sonra Irak-İran sınır antlaşmazlığının çözümlenmesi (Şattülarap uyuşmazlığı), Türkiye ile İran arasında dostluk çerçevesi içinde sınır sorunu dahil her alanı düzenleyen Antlaşmaların akti, 8 Temmuz 1937 tarihli Sadabad Paktı&#8217;nın imzalanmasına imkân vermiştir.</p>
<p>Taraflar antlaşmada genel olarak birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını, ortak çıkarlarını ilgilendiren hususlarda birbirlerine danışacaklarını, birbirlerine karşı saldırıda bulunmayacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini taahhüt etmişlerdir. Ancak paktın temel nedeni olan Kürt aşiretleri sorunu, 7. maddenin şu ifadelerinde saklıdır:</p>
<p><strong>Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı tarafların kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak veya politik rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler, birlikler veya örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmelerini engellemeyi yükümlenir.</strong></p>
<p>II. Dünya Savaşı ortamında antlaşmanın diğer maddeleri işlevsiz kalmış, fakat 7. madde anlaşmanın devamını sağlamıştır. <strong><em>Sadabat Paktı, 1979&#8242;da İran&#8217;daki İslamî rejim, paktı feshettiğini imâ edene kadar hukuki varlığını sürdürmüştür</em></strong></p></blockquote>
<p>&#8221;</p>
<p>Şimdi ilginizi vermeniz gereken başka bir noktayı yeniden söylüyorum arkadaşlar: <strong><em>Sadabat Paktı, 1979&#8242;da İran&#8217;daki İslamî rejim, paktı feshettiğini imâ edene kadar hukuki varlığını sürdürmüştür</em></strong></p>
<p>İran 1979&#8242;da düştü, Irak 2003&#8242;te oraların artık bu konu hakkında <strong>kendi halklarının</strong> söyleyeceği bir şey yok. <strong>Siyasi irade</strong>nin var. Ve bu iradeye bu devletlerde kimin sahip olduğunu üç aşağı beş yukarı biliyoruz. İran&#8217;da nükleer füze varmış Amerika vuracakmış, savaş yapacaklarmış falan bunların benim gözümde iki ticaret gemisinden bir farkı yok. İran-Amerika Savaşı olsa bile insanlar ölecek (kimin umrunda?) ancak siyasi irade bence değişmeyecektir.</p>
<p>İran&#8217;lı bir arkadaş &#8220;Sevgili Türkiye&#8217;deki dostlarım ve kardeşlerim, Devrim sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonrada ipe gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab&#8217;ın anısına&#8230;&#8221; diyerek başladığı mektubunda şunlara değinmiş:</p>
<blockquote><p>İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:</p>
<p>Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. </p>
<p>(ÇOK FAKİRLEŞEN TÜRK HALKINADA AYNI ŞEYLER YAPILIYOR)</p>
<p>Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu.</p>
<p>(TÜRKİYE&#8217;DE HEP DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK DİYORLAR)</p>
<p>Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına aldı. </p>
<p>(BAŞI ABD&#8217;DE YAŞAYAN MALUM TARİKAT&#8217;IN YAPILANMA BİÇİMİ OLAN &#8216;ABİ&#8217; YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA ŞEKLİDİR VE DEVRİMİN EN ÖNEMLİ AYAKLARINDAN BİRİSİ BU EMİR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMİR KOMUTA YAPILANMASI DEVRİMİN HALK ORDUSUDUR VE DEVRİM SIRASINDA BU EMİR KOMUTA ÇOK KISA ZAMANDA ÇOK BÜYÜK KİTLELERE EGEMEN OLUR.)</p>
<p>Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışlalar basıldı. Ellerinde Kur&#8217;an ile kışlalar ele geçirildi. </p>
<p>(BU AYAĞA ÇOK DİKKAT EDELİM ÇÜNKÜ DEVRİM SIRASINDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ ELE GEÇİRMENİN EN ANAHTAR AYAĞI BUDUR.)</p></blockquote>
<p>Alıntı linki: <a href="http://www.ataturk.com/content/view/121/1/">Ataturk.com</a></p>
<p>Şimdi sevgili arkadaşlar, vahim olduğu kadar komik olan bir durum var. Fransız Devrimi oldu, Dünya savaşlarıyla sonuçlandı ancak hala devrimi yaratan düşünceler Güçlüler tarafından bir araç olarak kullanılabiliyor. İran devrimi oldu. Hem de ayakları İranlı arkadaşımızın da belirttiği gibi Türkiye&#8217;nin şu anki süreçte başına gelenler gibi gerçekleşti ancak hala susup kalınıyor ve ne olacak diye merak ediyor, gündem takip ediliyor. Ne olacağını &#8220;olan&#8221;lar zaten göstermiyor mu? İran Halkı yok, yönetimi var, Irak Halkı yok, yönetimi var, Türkiye Halkı var oyunu kime veriyor? &#8220;<strong>Böyle giderse bunlar olacak</strong>&#8221; demiyorum. &#8220;<strong>Böyle gidiyor, Bunlar oluyor</strong>&#8221; diyorum.</p>
<p>Orada bir kürt devleti kurulacak ya da kurulmayacak olması da önemli değil. Bu da iki ticaret gemisi örneğine benzer bir durum. Önemli olan şu:</p>
<p>TÜRKİYE BİR ŞEKİLDE BÖLÜNÜYOR!</p>
<p>Güç sahiplerini &#8220;arı&#8221; olarak ele alalım,<br />
Tüm dünyayı da bir petek.<br />
Bütün dünyayı tekelden yönetmek neye gerek?<br />
Ayır bütünü gözenek gözenek,<br />
Yönetmek için ne güzel seçenek!</p>
<p>Farkında olmadan şiir bile yazdım.<br />
Artık bu yazıyı bitirmek gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/demokratik-acilim-ve-sadabat-pakti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lady GaGa</title>
		<link>http://www.fallik.com/lady-gaga.html</link>
		<comments>http://www.fallik.com/lady-gaga.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 07:34:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[lady gaga fallik]]></category>
		<category><![CDATA[lady gaga hep kısa giymek]]></category>
		<category><![CDATA[poker face]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fallik.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Tanrım! Bu kadın pantolon nedir bilmez mi? göbek deliğinin 30 santim aşağısını kapatan bir kıyafetini görmedik daha. fallik.com olarak bizi daha çok ilgilendiren kısmı kendisinin bir çükü olup olmayışı. Zira adı ve görüntüsüyle travesti bir şarkıcı havası var. Ayrıyeten bir parçasının adı da poker face!!! 
bkz: bize bir şey anlatmaya mı çalışıyor?
Şüphe etmemek elde değil. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrım! Bu kadın pantolon nedir bilmez mi? göbek deliğinin 30 santim aşağısını kapatan bir kıyafetini görmedik daha. fallik.com olarak bizi daha çok ilgilendiren kısmı kendisinin bir çükü olup olmayışı. Zira adı ve görüntüsüyle travesti bir şarkıcı havası var. Ayrıyeten bir parçasının adı da poker face!!! </p>
<p>bkz: bize bir şey anlatmaya mı çalışıyor?</p>
<p>Şüphe etmemek elde değil. &#8220;elde&#8221; demişken resimde elinde tuttuğu mikrofonun fallik bir simge olduğunu siz de fark ettiniz mi?</p>
<p><object width="560" height="340"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ACm9yECwSso&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ACm9yECwSso&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fallik.com/lady-gaga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
