subscribe: Posts | Comments | Email

Soğuk algınlığı…

0 comments

Hasta olunca ıkıldamadan olmuyormuş ben bunu anladım arkadaş. Babaneme sinir olurdum neden ıkıldıyosun derdim. Meğer dertliymiş ondan ıkıldıyomuş rahmetli. İnsan ister istemez inliyor ellaam.

Dün gece sıtma tuttu. Yorganın ucundan ayağım açılsa titremeye başlıyodum. Bugün de Eğitim Psikolojisi dersinden sınavım vardı. Ona da çalışmam gerekiyordu. Lakin titreme el vermedi. Öğlen 2′ye kadar elimi sürmedim derse merse. Güç bela okudum bi şeyler. Sınava girmek için Hacettepe yolunu tuttum. Bildiğin titriyodum yolda giderken. Başım dönüyodu, ara sıra film kopuyodu sonra tekrar geri geliyodu. Ben böyle hastalandığımı görmediydim.
Hoca sınav sorularını dağıtmadan önce “Vereceğiniz cevaplar benim için çok önemli. Kendi yorumlarınızı da katıp cevaplar vermenizi istiyorum. Böylelikle sizin ne kadar öğrenip öğrenmediğinizi test etmiş olacağım. Zaten bu yüzden yazılı sınav yapıyorum” dedi. Lakin ironiktir ilk sorusunda 5 tane tanım istiyordu. Ezber yani… Böyle şeyler gördükçe gülesim geliyor. Haliyle saçma salak cevaplar verdim. Yazılı sınavların en sevdiğim yanı da budur. Hiç bir şey bilmesem de şişiririm alabildiğine.

Sonra sınav bitti eve dönmek üzre otobüs sırasına geçtiğimizde (Beytepe’yi, rüzgarını bilen bilir) Bir insan ayak üstü nasıl titrer onu tecrübe ettim. Ellerim cebimde şuurumu yitirip yitirip tekrar kazanıyodum. Sarılacak bi yorgan felan da yoktu etrafta bu sefer.

Güç bela eve ulaştıktan sonra Shakra’dan bol soslu bi dürüm söyledim. Bi de çay demledim. Onu içiyorum şimdi. Evimdeyim, huzurluyum.

Leave a Reply

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes